News

Yazdan önceki son sergimizi açtık June 14 2017, 0 Comments

 

25 Mayıs'ta tekstil tasarımcısı Dilek Aksu'nun Hassas Denge adlı sergisini açtık.  Bu sergiyi 2016-2017'nin son sergisi olarak planlamıştık ve en baştan beri heyecanla Dilek''in sergi için dokuduğu işleri bekledik.

Dilek İzmir’in Birgi ilçesinde 1999 yılından beri geleneksel dokuma tekniğini bir adım öteye götürerek modern ve çağdaş yorumla kumaş üretiyor. Tasarımların yaratım sürecinin tamamında emeği var. Kozaları oluşturan kurtçukların üreticilere ulaştırılmasından, ipeğin üretimine, 

boyanmasından tasarımların dokunmasına kadar her şeye eli değiyor. 

Çözgüde tamamıyla ipek iplik kullanıp atkıda da ipek, keten ağırlıklı doğal elyaflı iplikleri tercih ediyor. Ürettiği bu kumaşları özel boyama ve bitirme teknikleri ile özgün hale getiriyor.

'Tezgahın çözgü kısmını tuval gibi kullandım. Bu sergiye özel olarak geliştirdiğim bir teknikle farklı malzemeleri bu yüzeylerle birleştirdim.'

Dilek Aksu, Hassas Denge’deki tasarımlarında ışık-gölge, kontrast-uyum, renk ve form kavramlarını ipek böceği kozaları üzerinden irdelemeye çalışıyor.

Doğadan aldığı ilham ile bazılarını anlık bazılarının ise zamana yayılmış dışa vurumlar olarak yorumlamaya çalışıyor. Çalışmalarını en iyi anlatan sözcüklerin 'Sadelik, renklerin uyumu ve dinginlik' olduğunu düşünüyor.  Biz de ona katılıyoruz..

İpek boyasıyla renklendirdiği sarı, mor, eflatun, pembe, sarı, rengarenk uçuşan ipek kozaları ve peyzaj hissi veren panoları sergiyi gezmeye gelenleri iyi hissettirip mutlu etti.

'Evrende her şey denge üzerine kurulu ve doğanın mükemmel bir düzeni var. Bu denge hayatı mümkün kılar, işlerime yansıttığım süslemecilikten uzak bir zarafet ve denge arayışı doğanın karmaşık şiirselliğinin benim gözümde alçak gönüllü bir bakışla yorumlanmasıdır.’

 


Yalın, yenilikçi ve duygusal April 12 2017, 0 Comments

 

Begüm Cana Özgür tasarım çizgisini bu üç kelimeyle tanımlıyor: Yalın, yenilikçi ve duygusal

30 Mart - 22 Nisan 2017 tarihlerinde sergilediğimiz Sensation - Perception tasarımcı Begüm Cana Özgür’ün OPTICALS kilim serisinin ilk sergisi.



'Bilkent İç mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünden 2010 yılında mezun oldum. Okulun son senesinde Avivasa’nın düzenlediği Kumbara tasarım yarışmasında birincilik ödülü aldığımda, ilerlemek istediğim yönün ürün tasarımı olduğunu biliyordum. Okuldan sonra İstanbul’a taşındım ve bir yıl süreyle çeşitli tasarım firmalarında çalışarak, tasarım süreçlerinin iş ortamında gelişimini gözlemledim. Bu bir senenin sonunda tasarım sürecinde nasıl bir rol almak istediğimi anlamıştım.

Daha ileri bir eğitim almak üzere Amerikan modernizminin doğduğu Cranbrook Sanat Akademisi’nde, 3 boyutlu tasarım bölümünde yüksek lisans programına başladım.

Eliel Saarinen tarafından tasarlanmış bir kampüste, tarihte Eames, Knoll, Larsen gibi isimlerin çalıştığı atölyelerde tasarım ve sanatla dolu, çok tatmin edici iki sene geçirdim. Okulun eğitim sisteminin sunduğu özgürlükçü ortam sayesinde daha önce tanışmadığım malzemelerle, tekniklerle ve fikirlerle oynama şansım oldu.

Tasarımın mekanik olmayan fonksiyonları daha çok ilgimi çekiyor. Çalışmalarım renk, doku ve malzeme üzerine yoğunlaştı. Dokunmuş ve dokunmamış tekstiller ve bunlar ile yaratılabilecek konseptler üzerinde denemelerim oldu.

Çoğu zaman form ve beraberindeki bir çok tasarım kararı malzemenin yönlendirmesiyle gelişiyor. Malzemeyi ve tekniği tanıdıkça, potansiyellerini keşfediyorum ve tasarımı bu potansiyeli ortaya çıkartacak şekilde geliştiriyorum.

Tasarımcının üretim süreçlerini -ustası kadar olmasa da- başından sonuna kadar anlamış olması, gerektiğinde manipüle edebilmesi için çok önemli. Yapacağınız müdahale sürecin temeline indiği ölçüde yeni potansiyeller yaratacaktır.

Şu ana kadar hiç bir çalışmamda doğal olmayan malzemeler ile çalışmadım. Özellikle doğal olmalı gibi bir seçiciliğim olmadı, ama sanırım doğal malzemelerin renk, doku, koku, ve hazırlanış hikayeleri ilgimi çekiyor. Bitmiş ürüne büyük bir derinlik kattığını hissediyorum.

Tasarım ürünlerinin mekanik fonksiyonlarından öte sosyal, duygusal ve deneyimsel boyutlarıyla ilgileniyorum. SENSATION-PERCEPTION sergisi, bu yaklaşım ile tasarladığım, görsel ifadesi güçlü, öznel bir deneyim sunan dokuma tasarımlarından oluşuyor.' *

İlk defa sergilenen OPTICALS serisi bir tasarım ürünü olarak kilim ve kullanıcısı arasında oluşabilecek diyaloğa değinen deneysel bir çalışma. Op-art akımından ilham alan kilimler üzerinde hareket ve derinlik hissi yaratıyor. İzleyicinin algısıyla aktif hale gelerek, yarattığı hareket ve derinlik hissiyle her karşılaşmayı fiziksel bir deneyime dönüştürüyor.

 * Maison Française'de yayınlanmış röportajından


DAY Studio mobilyalarını ilk defa ECNP Galeri'de sergiliyor.. February 22 2017, 0 Comments

 

23 Şubat 2017'de açtığımız DAY Studio'nun 'Volumes and Voids' sergisi, stüdyonun kurucuları Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem'in ilk aksesuar ve mobilya koleksiyonu. İlk olarak limitli ürettikleri sehpa ve masa üzeri aksesuarlardan oluşan koleksiyon DAY Studio’nun İstanbul ve İstanbul’daki zanaat kültürüne yansımada bulundukları AVLU projesinin Pratik devamı niteliğinde.

 


'Avlu projesindeki çalışma prensibimiz gündelik pek çok yerde satılabilir bir koleksiyon yaratmaktı. Galerilerde bulunmasını hedeflememiştik ancak bu süreçte ECNP Galeri ile tanışmamız bize gündelik ürünlerin dışına çıkıp daha sofistike objeler yaratmak için bir platform oluşturdu. Biz de Avlu’da tasarladığımız bir koleksiyon olan, şehirden ve İstanbul’daki sokak satıcılarından, çarpıklıklardan ve şehrin dokusundan esinlenerek yarattığımız 'Esnaf Koleksiyonu'nun editionlarını yapmaya karar verdik. Yaptığımız çalışmalara malzeme ve boyut anlamında biraz daha deneysel bir yapı katarak bir galeri bağlamında yorumlama fırsatı bulmuş olduk.'


 

'Avlu projesinde tamamen İstanbul ve Türkiye’deki zanaat kültürü üzerine çalıştık bulgularımız üzerinden üretim haritası ve malzemelerimizi çıkarttık. Bu çıktıya göre ürünlerimizi çalıştık, ustalarla yakın olarak çalışıp gerçekten onların yeteneklerini yansıtan, Istanbul’da tasarlandığı kimliğine yansımış, ancak güncel objeler yarattık.'


 

'İTÜ’de tanıştık ve ECAL’de de yüksek lisansımızı birlikte yaptık. Yüksek lisans süresince güncel tasarım markaları ve ünlü tasarımcılarla birlikte çalışma fırsatımız oldu. Bu süreçte Türkiye’de ne yapabiliriz diye çok düşündük ve kendi kültürümüze uzaktan farklı bir bakış açısı yaratmış olduk. Tasarım maalesef ülkemize hala yabancı bir olgu özellikle Avlu markamız ile bilinen ikonları kullanmadan modern Türk tasarımı üzerine bir deneme yapmayı hedefledik.'

 

 

'Biz tasarımı kişisel olarak yeni şeyleri keşfetmeye yönelik bir araç gibi görüyoruz. Yeni bir projeye başlarken konu ile ilgili her türlü bilgiyi toplayıp özümseyip aralarından kendimize yol çizmemize yarayanları çıkarıp bir harita çiziyoruz öncelikle, form ve tasarım ile ilgili diğer süreçler bunu takip ediyor. Fiziksel olarak tasarım süreci başladığında ise objenin sadece gerekenleri kapsadığı kullanıcıyla saf bir nitelikte iletişime geçebilecek bir görünüm ve hissiyata sahip olmasına onem veriyoruz. Malzeme ve ürüne kattığımız hikayeyi kendi tarzımızda yorumlayıp ortaya bizim için konunun özü denebilecek işler koymaya çalışıyoruz.'



'Sürecimiz genellikle çizim-maket-üretici ziyaretleri ile geçiyor. Tasarıma başlamadan önce üretimi anlayıp neler yapabileceğimizi anlamayı tercih ediyoruz. Zamanımızın büyük çoğunluğunu ister bir metal işleyen fabrika olsun, ister küçük bir ahşap atölyesi, üretimin kabiliyetlerini ve çalışma prensiplerini anlamaya ayırıyoruz. Özellikle çalışmadığımız yeni bir malzemeyle çalışırken bu süreç daha da heyecanlı oluyor. Tasarım, bu birikim sonucunda, ihtiyacı da iyi belirledikten sonra çıkıyor.'


 

'Şu anda zanaat eksenli çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Bu alanda farklı tipolojilere de yöneldik, tekstil ile ilgileniyoruz. Daha çok Anadolu’da kullanılan teknikleri araştırıyoruz ve bunlardan yola çıkarak yeni projeler yaratmak istiyoruz.'
 
Sergi 18 Mart'a kadar gezilebilir.

Kağıt ve plastik... February 08 2017, 0 Comments

 

Aralık ve Şubat ayındaki iki sergimiz, iki kadın tasarımcı, Ana Hagopian ve Gülnur Özdağlar'ın sergileri güzel bir şekilde birbirlerini tamamladılar.

Aralık ayındaki ilk sergimiz Atiye Sokak'taki mağazamızda işlerini sergilediğimiz Ana Hagopian'ın yeni kağıt mücevherleriydi.

'Kağıt, kısa ömürlü olduğu için çelişkilerle dolu, kışkırtıcı ve alçakgönüllü' diyen Ana Hagopian'ın yeni işleri hem her zamanki gibi sade ama yine sürprizlerle doluydu. 

 

'Sıradan ve gündelik olanı yeni ve muhteşem bir şeye dönüştüren sihirli hayale ulaşmaya çalış(an)' Ana hem renk, hem de formlarda yenilikler getirdiği bir koleksiyon sergiledi. Davetiyemizde de kullandığımız 'Tüy Kolye'ler, el boyaması kağıtlardan yaptığı göz dolduran bilezikler, lazer kesim uçuşan çiçek kolyeler sergiyi gezenlerin aklında kağıdın sınırları ile ilgili soru işaretleri oluşmasını sağladı.

 

Kağıt gibi gündelik hayatımızın içinde yer alan, hep elimizin altında bulunan plastik boru, pet şişe, plastik tellerden mücevher üreten Gülnur Özdağlar'ı da Şubat ayının ilk sergisi için ağırladık. 

İlk defa ECNP Galeri'de sergilenen Bir Başka Dünyadan / Alien Flowers koleksiyonundaki bazı parçalar, adı üzerinde başka bir dünyadan izler taşıyan, bazıları biyoloji dersi çizimleri gibi detaylandırılmış, rengarenk, eğlenceli mücevherlerdi.

 

Biz sergilerken mutlu olduk...

 

 


Contemporary Istanbul'da yer aldık. November 21 2016, 0 Comments

Contemporary Istanbul 11. yılında sanat galerileri yanında tasarım galerilerinin de katılımına açıldı. Biz de geçtiğimiz iki yıl içinde sergilerini açtığımız tasarımcıların ağırlıkta olduğu bir grupla CI Design bölümüne katıldık.

 

Yılmaz Aysan'ın demir tellerden masa üstü heykelleri ve ilk defa ECNP Galeri'de sergilediği gümüş tellerden broşları,

Ömür Tokgöz'ün 2016, 8. Nassuische Sparkkase Seramik Yetenek Ödülü (The Vessel in Ceramic and Porcelain) Almanya ve yine 2016, Latviya Uluslararası Seramik Bienali, Mansiyon Ödülü kazanan porselen kaseleri,

... ve İpek Kotan'ın porselen çanakları, 

Gülnur Özdağlar'ın ileri dönüştürülmüş pet şişelerden ürettiği kaseleri 'tertiumnondata',

Selen Özus'un porselen duvar işleri 'The Closest',

ve Bilge Nur Saltık'ın el kesimi cam vazoları 'OP-vase' ile katıldık.

 Tasarımcılarımızın yanı sıra Ela ve Nazan'ın da mücevher ve mücevher dışı işlerini sergiledik.

Contemporary Istanbul'da bize heyecan veren ikinci bir proje ile de var olduk. Arçelik geri dönüşümü sanatla buluşturmayı amaçladığı ‘Cycles’ sergisini Contemporary İstanbul'da hayata geçirdi. Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeleri fonksiyonel sanat eserleri ve koleksiyon objelerine dönüştürmeyi amaçlayan ‘Cycles’ sergisinde Ela ve Nazan da kendi tasarımları ile yer aldılar.

Yaşadığımız, giderek grileşen dünya için neşe ve umut veren, renkli, gülümseten aynı zamanda geri dönüşüm/tüketim farkındalığını sağlayacak işler yapmak amacıyla yola çıkan Ela ve Nazan, 'değer'in ne olduğunu sorgulatan mücevherler tasarladılar.


Büyülü Gerçeklik ile sergilerimize başladık November 21 2016, 0 Comments

 

Ülke ve dünya gündeminin çok yoğun, ama iş dünyasının göreceli sakin geçirdiği bir yazdan sonra sergilerimize 27 Ekim'deki Demirden Design'ın 'Büyülü Gerçeklik' enstalasyonu ile başladık. 

Ürün, mekan, mağaza, sergileme ve marka tasarımı ağırlıklı projeler yapan Demirden Design multidisipliner bir tasarım ofisi.


if gold tasarım ödülü de dahil 18 uluslararası tasarım ödülüne sahip olan Demirden Design işlerinde doğadan ilham alıyor. Yaratıcı, özgün ve yalın düşünsel kavramlar ile yeni deneyimler ve anlamlar yaşatmak için tasarlıyor, amaca uygun ve yenilikçi üretim teknolojilerini kullanıyor.



Sergilediğimiz ilio markası ürünlerinin mottosu 'the story with in' 'içindeki hikaye'.
Çok katmanlı hikayeleri ile ürünler ağırlıklı olarak masa üstü tasarım ürünlerinden oluşuyor.  Özel kurşunsuz camdan ve köklü bir gelenekten gelen ustalar ile el imalatı yöntemi ile tititzlikle üretiliyorlar.

Sergi bir enstalasyon ruhunda 'magical realism' 'büyülü gerçeklik' adı altıda bir doğa soyutlaması yapmaktadır. 

ilio ürünleri için tasarlanan bu enstalasyon aynı zamanda ilio ürünleri içindeki büyülü gerçekliğe gönderme yapıyor.
İf gold ödüllü ilio twig taburenin sazlık bir doğaya yaptığı gönderme tüm enstalasyonda bir göl ve sazlığa dönüşüyor ve tüm diğer ilio ürünleri birer canlı gibi bu doğal ortamda yerini buluyor.


Sezgin Akan'ın mücevher koleksiyonunu sergiliyoruz... June 29 2016, 0 Comments

 

Sezgin Akan, Ankaralı, mimar, öğretim görevlisi ve mücevher tasarımcısı.  Çeşitli yurtdışı seyahatlerde aldığı işler ve Türkiye'deki tasarımcıların mücevherlerinden aldıklarıyla beraber geniş bir 'yeni mücevher' koleksiyonu var.

Sezgin Akan'ın mücevher deneyimini kendi kaleminden aktaralım...

 

'Mücevhere hep ilgi duydum.

Üniversite yıllarında geleneksel gümüş işleme yöntemleriyle yapılan savatlı bilezikler, Midyat’tan telkari kemerler, Trabzon hasırı bilezikler ve antika madalyon ve takılar topluyordum. Yarı değerli taşlara da meraklıydım. İlk ateş kehribarını İstanbul’dan bir filatelistten, iki sıra lapisi Amerika’dan, yeşim taşlarımı Rusya’dan, süzme mercan kolyemi ise İtalya’dan eşe dosta getirttiğimi hatırlıyorum.

 

Geriye dönüp baktığımda üniversitede aldığım endüstriyel tasarım eğitiminin bu ilgiyi malzeme ve teknik odaklı hale getirdiğini görüyorum.

1990’lı yılların sonlarından başlayarak seyahat ettiğimiz şehirlerdeki mücevher galerilerinden, müze dükkanlarından ve fuarlardan tasarımcı mücevherleri toplamaya başladım. İlk parçalarımı 1996 yılında Londra Electrum ’dan almıştım - Reiko Wanibuchi hareketli alüminyum bir broş ile Kim Ellwood & Mike Abbott ‘bird’.

 

Devamı 1997’de MCA Şikago’dan aldığım Mardi Gras Balo elbise parçaları ve Zenith TV telleri gibi geri dönüşüm malzemeleri kullanılarak tasarlanıp evsizlere yaptırılan kertenkele ile geldi.

 

     

Parçalar biriktikçe ortak özelliklerinin çoğunlukla endüstriyel tasarımcılar tarafından gündelik/değersiz malzeme kullanılarak tasarlanmış olmaları olduğunu fark ettim. Beni farklı tasarımlarda görmeye alıştığımız malzeme ve tekniklerin mücevherde denenmesi ve bu yolla geleneksel mücevherdeki ‘değerli’ kavramının sorgulaması etkiliyordu. Değerli madenler ve taşlar yerine alışılmamış malzeme ve tekniklerle tasarlanan yeni mücevherde tasarım fikri, takanın kimliği/duruşu, taktığı ile verdiği mesaj ön plana geçiyordu.

 

    

Mücevher tasarımında demokratikleşme olarak da görülen yeni mücevher akımı 70’lerde başlayarak ve 80’de Orta Avrupa, İngiltere ve Amerika’da etkili olmuştu ama ülkemizde bilinmiyordu. Yeni mücevher kitapları okumaya, dergilerini ve sergilerini takip etmeye başladım. Asıl keyiflisi ben de mücevher tasarımı yapmaya başladım.

 

    

Uzun çalışmalar sonucunda geliştirdiğim cam boncuk kaplama tekniği ile tasarladığım ilk işleri ECNP Galeri’de 2004 yılında sergiledik.

Bu sergiyi Ankara Siyah-Beyaz’da açtığım sergi ve 2006 ORIGIN Londra fuar katılımı izledi.

 

Aynı dönemde mezun olduğum bölümde ‘yeni mücevher’ ve ‘dijital mücevher’ derslerini açtım. Yeni mücevher dersinde kağıt, keçe, reçine ve geri dönüşümlü malzemeler kullanarak yaparak tasarlama yöntemi ve el işçiliği ile çalışıyoruz. Dijital mücevher dersinde ise geleneksel el işliği yöntemleri ile dijital üretim yöntemlerini birleştirerek mücevherde yeni form ve dijital içerik katkısını araştırıyoruz. Ve tabii işlerimizi mücevher tasarımının en iyi değerlendirilme yolu olan sergilerle paylaşıyoruz. İstanbul Tasarım Haftası, İstanbul Tasarım Bienali ve ODTÜ EÜTB Mezuniyet Projeleri sergilerine katıldık / katılıyoruz.

 

Yeni mücevher dersinde çalışmaya başladığımız keçeyi öğrencilerle birlikte ben de keşfettim ve çok sevdim. Boyama aşamasından tüm şekil verme süreçlerine kadar keçeyi hem öğrendim hem de tasarımlarımda kullanmaya başladım.

Keçe ve boncuk işlerimden oluşan 2 farklı koleksiyonumu ORIGIN 2007’de Londra’da sergiledim. Keçe işlerim büyük ilgi gördü. Karma sergilere katıldım.

Bugün de mücevhere olan ilgim hem tasarlayarak, hem eğitimine katkı vererek hem de biriktirerek devam ediyor. 500’ün üzerinde endüstriyel tasarım ve mimarlık öğrencisi derslerimi almış. Aralarından mücevher tasarımı yapanları sevinerek izliyorum. Bu sergi için çalışmaya başlayınca 70 farklı tasarımcının 100 yaklaşan sayıda işini biriktirmiş olduğumu fark ettim. Topladığım her bir parçanın ayrı bir anısı var ve asıl ‘değerli’nin onlar olduğunu hissediyorum. Belki de biriktirdiklerime koleksiyon yerine 1996’da Bugüne Yeni Mücevher Deneyimi demek daha doğru olacak.'

Sezgin Akan Koleksiyonu - 1996'dan Bugüne Yeni Mücevher Deneyimi sergisini 16 Haziran - 30 Temmuz 2016 tarihleri arasında ECNP Galeri'de gezebilirsiniz.


Tasarımını yaptığımız Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülü sahibini buldu. April 12 2016, 0 Comments

 

İki yıldır tasarladığımız, Sabancı Üniversitesi'nin sayın Sakıp Sabancı anısına verdiği Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödül töreni dün yapıldı. Bu yıl 'Türkiye'de Yeni Merkezler: Kentlerde Ekonomi, Eğitim, Sanat ve Barış' konusunda verilen ödüllerde, Jüri Özel Ödülü'ne ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Tekeli değer görüldü. Törenin ve ödülün bu yıl da parçası olmaktan dolayı mutluyuz...


Kilims by Alev Ebüzziya April 05 2016, 1 Comment

 

 

ECNP Galeri will exhibit the kilims of Alev Ebüzziya, a prominent ceramic artist who designed “simple, ‘non-designer’, diligent kilims for everyone…”.

 

“Two years ago, I went to dhoku’s store at the Grand Bazaar to find a kilim. I asked them if they would weave a tailor-made kilim for me and they said yes. I asked for a pencil, a piece of paper, a ruler and color samples, sat down on the floor and designed the kilim I wanted while drinking tea! What a special treat it was!!! 

When they asked me if I would be interested in designing other kilims, I said I’d love to.

 

dhoku is a motivated and open-minded company which has been creating successful works in its workshop for years. I went back to Paris and spent my whole time designing kilims. My wish was to see the production of non-designer, simple and affordable kilims that can be used anywhere. Easier said than done! I do hope that I reached my aim!”

 

Alev Ebüzziya’s kilims combine design with a traditional production process, use organic, pure and the most natural wools colored with plant dyes except some special hues. The exhibition will open at ECNP Gallery at 18:00 on 7 April 2016.

Alev Ebüzziya 

(with the permission of Galeri Nev Istanbul)

Alev Ebüzziya Siesbye was born in 1938. From 1955 to 1958 she studied sculpture at the Istanbul Academy of Fine Arts. She spent two years as a production worker in the ceramic factories at Höhr-Grenzhausen. In 1963 she moved to Copenhagen, where she worked first for the Royal Danish Porcelaine Factories and since 1969 has her own private workshop. She has designed for both Rosenthal and Royal Copenhagen. 

The work of Ebüzziya reaffirms the essential need for the memory. Not the immediate memory that keeps us functioning conveniently from day to day, but above all the atavistic, remote memory; growing slowly by sedimentation, the memory both of techniques and of feelings and ideas that ensure the permanence of mankind as eternal creator, the most perfect approximation to any concept of God, universal.

In the year of 2002, she has a retrospective exhibition at the Danish Museum of Decorative Art in Copenhagen followed by an other retrospective at Turkish and Islamic Arts Museum in Istanbul.

Her works are included in the collections of Museum of decorative Arts, Copenhagen; Museum Boymans van Beuningen, Rotterdam; City Museum, Helsingborg; National Museum, Stockholm; Museum of Decorative Arts, Cologne; Victoria & Albert Museum, London; Kunst Museum, Aarhus; Palmer Museum of Art, Pennsylvania State University, Pennsylvania; Museum of Decorative Arts, Ghent; Hetjens Museum, Düsseldorf; Museum of Decorative Arts, Hamburg; Kestner Museum Hannover; L.O. Skolen, Helsingör; Danish State Art Foundation, Copenhagen; Museé Bellerive, Zürich; Museum Het Kruithuis, Hertogenbosch; Nordenfjeldske Kunstindustrimuseet, Trondheim; Württembergisches Landesmuseum, Stuttgart; Kunstmuseet Trapholt, Kolding; Vestlandisk Kunstindustri Museet, Bergen; Coburg Museum, Coburg; Los Angeles County Museum of Art, Los Angeles; F.N.A.C. for Museé des Arts Décoratifs, Paris; Schleswig-Holsteinisches Landesmuseum, Oslo; Kunst Industri Museum, Oslo; Princessehof Museum, Leuwarden; Cooper-Hewitt Museum, New York; Royal Scottish Museum, Edinburg; Ulster Museum, Belfast and State Museum of Painting and Sculpture, Ankara.

Since 1987 she lives and works in Paris.

dhoku

With three generations of Turkish rug experience in his family, Memet Gureli started his own rug company in 1989. After years of success, Memet recognized the new trends in home furnishings and designs and wanted to move his company toward contemporary rug production. In 2002, a new product line was launched called EthniCon Vintage, beautifully blending antique, ethnic Turkish kilims into one-of-a-kind contemporary pieces. A new shop was opened in the Grand Bazaar featuring these new product lines. In 2007, a new brand called “dhoku”, which means “texture” in Turkish, was launched. The dhoku brand now includes seven product lines of stunning new contemporary rug styles, which are hand woven on looms in Anatolia or created by selecting amazing antique rugs and bringing them back to life.


We are proud to present Burcu and Selen... February 19 2016, 0 Comments

  

Burcu Büyükünal and Selen Özus are two jewelry designer-makers who are following our footsteps. Burcu, an ex-student of ours, worked with in our studio from 2003 to 2009; Selen on the other hand has spent time in the same studio as an intern.  Since 2011 they have their own studio, Maden Contemporary Jewellery Studio, where they teach and pursue their creative careers.

'Side by Side' is two solo but parallel shows, where we will exhibit their wall pieces as well as their new jewelry.

The Closest - Selen Özus

'My autoportrait works entitled “The closest” are the products of an interpretive process of visualizing myself which resulted in conflicts and clashes. The period started with shut-eye drawings: My white on white faces that only reveal themselves with a closer look, are chosen to define myself. Porcelain works emerged as the variable reflections of transparent and delicate materials gone with the flow.'

'It all starts with the valuable beauties and ugliness that surround us: People, being human, lights, spaces, relations, memories, nature and details. The sensations created by everybody and everything awaken a desire to produce. In fact, all shapens up while paying gently attention to the details. From then on my sole aim is to retreat to my secured world and to concretize what I see with my feelings… to reflect the combination of brain and heart.'

'While producing, drawings become objects, objects become art jewellery. Once my strong feelings balanced, the rest passes to the piece.'

Let it... - Burcu Büyükünal

'Let it… is a work that began to appear in my mind when I lost myself in the details of Abel Mort sculpture by Emile Feugère des Fort in Musée d’Orsay. It emerges from these details and changes its direction under the influence of the natural and obligatory course of life. It is fiction but it is real.'

'Let it exist, let it cease, let it come, let it go, let it stay, let it appear, let it conceal, let it decay, let it split, let it (them) gather, let it unite, let it be remembered, let it be forgotten, let it out, let it in, let it get lost, let it be found, let it become ugly, let it turn beautiful…'

'Among my works, there are designed products along with functional and nonfunctional, artistic and arbitrary pieces that I cannot classify. Contemporary jewellery, which is my main field, comes and goes between these two related disciplines, stands closer to one of them time to time. I sometimes focus on a technique, a material or a visual data around me and create links among them while revealing my own point of view. I crave to ask uncommon questions and find alternative answers to them. Even though I enjoy sticking to my habits in the process of creation, I find these shifts nourishing and exciting. I believe creating and making is a childlike addiction. That’s why my studio is my living room.'

The exhibition will run 3 - 26 March 2016, everyday except Sundays.