News

'KARMA Tutku Nesneleri' izleyici ile buluşmaya hazır September 07 2018, 0 Comments

 

Uzun bir yaz arasından sonra şehre döndük ve ilk sergimize hazırlanıyoruz. 

Öncelikle tasarımcısı için bir tutku nesnesi. Bu KARMA sergide tasarımcılar tutku ile yaklaştıkları, zanaat ile tasarımı birleştiren işlerini sergileyecekler. Sergiye katılan beş tasarımcı farklı malzeme ve tekniklerle çalışıyor; bazen geçmişten, bazen coğrafyadan ya da üretim sürecinden ilham alıyor. Tasarımlar zanaatkarların atölyelerinde hayat buluyor. Bu birliktelik her iki taraf için farklı üretim disiplinleri hakkında devam eden bir eğitime işaret ediyor. Çıkan işler izleyen için de birer tutku nesnesine dönüşmeye hazırlar.

Bu bir araya gelişin, farklı dünyaların, nesnelerin, üretmenin ve hayallerin sinerjisini KARMA bize sunacak.

Buket Hoşcan Bazman

Plus

Plus yan sehpa, geometrik formu ve kendine özgü renkleri ile dinamik iç mekan kompozisyonları yaratmak için tasarlandı.

Gövdesi ve üst yüzeyinin bir kısmı boyalı metalden oluşurken, diğer kısım ahşap, cam, mermer gibi malzemeler ile kişiselleştirilebilir.

Rezzan Hasoğlu

Idyllic Summer: Filigrana ve incalmo teknikleriyle üfleme cam

Osmanlı İmparatorluğu’nun 3. Selim döneminde (18.yy civarı) Venediklilerin geliştirdiği filigree cam tekniğini adapte etmiş ve tipik mavi-beyaz haliyle Çeşm-i Bülbül cam tekniği olarak uyarlamıştır. Çeşm-i bülbül camları Osmanlı döneminde hediyelik olarak ve sofralarda kullanılmıştır. Idyllic Summer Collection bu geleneksel cam üfleme tekniğini yeni bir form dili ve işlev ile sonraki nesillere kültürel miras olarak aktarmaktadır.

Bütün parçalar İstanbul’daki cam ustaları tarafından elde üretilmiştir.

DUO: Doğal kumlarla birleştirilmiş üfleme cam

Bu yıl içerisinde yapılan DUO Koleksiyonu ikilik fikrinden yola çıkarak oluşmuştu. İki kişinin üretim sürecinde birlikte çalışması, iki çeşit kumun kullanılması, çift cam ve iki parçanın birleşiminden oluşan ürünler yer almaktadır.

Sand to Glass serisinin devamı olan koleksiyonumuz, kumları projenin parçası olmak isteyen katılımcılarımız sayesinde gelişmeye devam etmektedir.  Delikli Koy, Dubai çölü, Costa Rica, Miami, Alaçatı ve Cunda kumları kullanılmıştır.

Begüm Cana Özgür

Haze: El dokuması kilim, yün

HAZE kilimleri, renkler arasında yarattığı etkileşim ile kilim yüzeyinde transparanlık-opaklık illüzyonları yaratıyor. Geleneksel kilim dokuma tekniklerini adapte ederek geliştirilen bu grafik anlatım, Anadolu'nun yetiştirdiği zanaatkar kadınlarımızın ellerinden çıkıyor.

Flakes: Tekstil tasarımı, yün

FLAKES, minik keçe topların ipe dizilerek bir araya getirilmesiyle oluşturulan, dokunsallığı güçlü bir battaniye tasarımı. Özel bir ustalık gerektirmeden, mümkün olduğunca fazla kadını üretim sürecine dahil etmeyi amaçlayan bir ürün olarak ortaya çıkıyor.

Lotus: Yer koltuğu, yün ve viskon karışımı

Göçebe Türk kültüründe halıların üstelendiği mekânsal fonksiyonlardan ilham alan LOTUS, 2 boyutlu bir halının 3. boyuta taşınmasıyla, bir yer koltuğuna dönüşüyor. Form referansını ise içe dönük bir yoga pozu olan Lotus oturuşundan alarak, konvansiyonel oturma pozisyonlarının ötesinde, kendi mekanını tanımlayan, esnek bir dinlenme alanı öneriyor.

Bilge Nur Saltık

Shimmer Mumluk

Shimmer Mumluk Bilge Nur Saltık tarafından yakamozdan ilham alarak tasarlandı. Üç kat camın birbirine pirinç vidalarla sıkıştırılmasından oluşan Shimmer’ın her bir katmanı farklı yöne verev desenlerle elde işleniyor. El yapımı desenlerden yansıyan ışık shimmer mumluğun gövdesinde illüzyonlar oluşturuyor.

Ripple Espresso Cups

Ripple kahve fincanları Bilge Nur Saltık tarafından eski Yunan dorik kolonlarından ilham alınarak tasarlandı. Ripple fincanlar 3D baskı yöntemiyle basıldı ve seramik kalıpları oluşturuldu. Yatay ve dikey desenlerden oluşan Ripple fincanlar üst üste istiflendiğinde mini kolonlar oluşturuyor.

Dot

Bilge Nur Saltık tarafından Uniqka markası için tasarlanan Dot serisi derinin materyal olarak potansiyeline odaklanıyor. Materyal olarak geçirgen olmayan, fakat dış etkilerden devamlı etkilenen ve değişen deriyi camla destekleyerek hazneye dönüştüren Dot serisi geometrik desenlerle içinde sakladıklarına gözlem delikleri açıyor. Geometrik desenlerle deriye geçirgenlik sağlayan tasarım bir nevi malzemeye yeni bir özellik ekliyor.

Natürel haliyle kullanılan deri elde atılan dikişlerle birleştiriliyor ve varla yok arası strüktürel camla bir araya geliyor. İki ebatta sunulan Dot serisi vazodan kalemliğe ve mumluğa çok amaçlı bir hazne.

Posta

Posta serisi Bilge Nur Saltık tarafından Uniqka markası için tasarlandı. Posta, levha olarak gelen deri materyalini sade ve elegant, üç boyutlu saklama ünitesine dönüştürüyor. Materyalin gücünü ve dayanıklılığını kullanan Posta’da, özel kesim deri üç noktadan zarf gibi katlanarak pirinç detaylarla birleştiriliyor. İki boyutuyla dergilikten kalemliğe birçok işlev üstlenen Posta, yaşam alanlarınıza uyum sağlamak için tasarlandı.

Ömür Tokgöz

‘Utopia-distopia’: Porselen

İnsan ve ürettiği nesneler bütünü olarak kent.

İnsan ve insanın ürettiği nesneler bütünü olarak kent; önce özgürlük sonra bağımlılık ardından da güvensizliğe dönüşen bir mekan olarak hayatımızın merkezinde duruyor.

Son 10 yıldır insan-nesne-mekan bütünü olarak kent içinde insanın konumunu anlamaya çalıştığım fotoğraflar çekiyorum.  

‘In-visible cities’bu fotoğraflardan oluşuyor.  

‘Kent biçimini karşısında durduğu çölden alır’ * diyen ‘Utopia-distopia’ise sonucunu izleyicinin kendisine bırakan bir seri.

*Görünmez Kentler , Italo Calvino

4. Istanbul Tasarım Bienali ile paralel etkinlik olan sergiyi gezmek için 20 Eylül - 20 Ekim 2018 arasında sizleri ECNP Galeri'ye bekliyoruz.


'Precious Paper' kitabının lansmanı bugün yapılıyor. March 26 2018, 0 Comments

 

Ela çok özel bir proje için seçilen tasarımcılar arasında olduğunu 2017 yılı başında gelen bir mesajla öğrendi. 

Kağıdın değerini vurgulayan, israfına dikkat çeken ve geri dönüştürülmesini destekleyen bir kitap ve bu kitapta yer alacak, katılan 20 tasarımcının üreteceği kağıt mücevherlerden oluşan bir koleksiyon projesi. Tasarımların bir araya toplanmasının ardından tüm mücevherler yüzde 100 geri dönüştürülmüş kağıttan üretildi ve bitkisel boya ile renklendirilen kağıtlara basıldı. Geçen sene, Nisan 2107'de, Salone del Mobile Milan sırasında da Ponte Rosso Galeri'de kağıt mücevherlerin ön gösterim sergisi yapıldı ve izleyicilerden büyük ilgi gördü.

Sanatseverler kadar çevrecilerin de dikkatini çeken projenin iki önemli teşvikçisi var. İlki İtalyan Ulusal Selüloz Bazlı Paketleme Malzemeleri Geri Kazanım Konsorsiyumu COMIECO. İkincisi ve sanat dünyasının daha aşina olduğu isim ise yaklaşık 100 yıllık geçmişi ile dünyanın en prestijli sanat kitaplarını basan Skira Yayınevi.

Projeyi bir araya getiren kişi ise yine kendi alanında çok bir yeri olan mücevher tarihçisi, kritiği, öğretim görevlisi Bianca Cappello. Cappello aynı zamanda Carta Preziosa - Il Design Del Gioiello di Carta adıyla İtalyanca ve Precious Paper - Paper Jewellery Design adıyla İngilizce olarak basılan kitabın da yazarı.

Photo Michele Zanin

Kağıt mücevherin tarihi ve çok farklı kağıt yapım tekniklerinin anlatıldığı kitapta sergide yer alan kağıt mücevherler perfore basılmış olarak yer alıyor. Kitabı alarak bir anlamda bu serginin koleksiyoneri olacak kişiler, kitabı bu haliyle saklayabilir ya da kitaptaki talimatları takip ederek istedikleri kağıt mücevherleri birleştirip/yapıp takabilirler.

Bugün, 26 Mart 2018 tarihinde Milano'daki Sala Napoleonica, Brera Academy of Fine Arts'ta yapılan lansman ile tanıtılan kitabı Skira yayınevinin web sitesinden sipariş etmek de mümkün.

http://www.skira.net/books/carta-prezios


Collectible Design sergisinin açılışını yaptık. November 10 2017, 0 Comments

 

Tasarım objeleri günlük hayatımıza yeni malzeme, şekil ve teknikleri getirdiği için oldukça önemli. Yatırım aracı olarak düşünüldüğünde ise, bu tasarım objelerinin yaratıcılığı, özgünlüğü, nadir bulunmaları ve tarihsel değerleri, el işçiliğinin kalitesi ile birlikte kilit unsurlar olarak öne çıkıyor.

Seramik, mermer ve bronz gibi Türkiye’de çokça bulunan malzemeler tasarım objeleri için oldukça önemli. Fakat tasarım objeleri ile ilgilenebilmek için insanların Türkiye’de olmayan, tasarımın önemine ilişkin kültürel ve tarihsel farkındalığa sahip olmaları gerekiyor. İşte bu yüzden, Türkiye’nin ilk “Collectible Design” sergisini oluşturduk. 

Türkiye'de kadın tasarımcılar yakın zamanlarda ön plana çıkabildi. Kendi markalarının ve objelerin tasarımıyla birlikte, üretimi ve satışı da kendileri yaptıkları için bu imkanları kendileri yarattılar. Sema Topaloğlu, Nilüfer Kozikoğlu, Özlem Yalım ve Ela Cindoruk gibi bu önemli gelişmelerin önde gelen isimlerinin “collectible” olarak nitelendirebileceğimiz objelerini bu sergide sunuyoruz. Bazen kendi elleriyle zanaat üretimi içinde bulanan tasarımcılar büyük uğraşlarla aynı zamanda bu objelerin tanıtım ve satışını da üstlendiler.

Ayrıca onlardan sonra, gelen yeni nesil tasarımcıları Türkiye’de tasarım ve üretim dinamiklerine farklı bir yaklaşım getirdikleri için sergiliyoruz. Melike Altınışık, Gözde Kavalcı Eren, Mevce Çıracı ve Buket Hoşcan Bazman çalıştıkları tasarım ofisleri içinde teknik ve tasarımı birleştirerek zanaat ve dijital fabrikasyonu kullanarak yeni nesil tasarım objelerinin üretim süreçlerini üstlendiler. Sergide bir önceki nesilde zanaate verilen önemi bu tasarımcıların objelerinde de görebiliyoruz. 20 – 30 yıl sonra her iki neslin tasarımları içerisinde bulunduğumuz dönem ve kültürün özelliklerini yansıtan değerli parçalar olarak nitelendirilecek.

Buket Hoşcan Bazman -DROP masa
Ø 120 x 37 cm
Mermer, Lake masif ahşap
Geleneksel tasarım anlayışına karşı, modernist ve yalın çizgileriyle belirgin bir sadelik sunar. Elde oyulmuş mermer disk, tasarıma doğanın desenlerini ekleyen ana görsel öğeyi oluşturur. Boşluk bölgeleri küçük ev aksesuarlarını organize etmeye yardımcı olurken, altındaki gizli tekerlekler hareket kolaylığı sağlar.

 

Gözde Kavalcı Eren - Hanging Marble Masa

98 x 60 x 82 cm
AkdoLAM mermer-fiberglas laminat, Metal profil
AKDO için bir Ar-Ge sürecinin parçası olarak tasarlanan masa, katmanlı ancak ince bir malzeme olan mermer laminatın kullanılmasıyla geliştirildi. Mermerin fiberglas ile birlikte ince bir yüzey olarak kullanılabilmesi, kütlesel ve katı özellikteki malzemenin akışkan formda, yumuşak bir şekilde dökülürcesine kıvrılmasını mümkün kıldı. Üzerindeki ince katmanı montaj gerektirmeden taşıması için, ayaklar bükülerek biçimlendirildi.

Ela Cindoruk - Moily Blues / Wall Jewels
Ø 60 cm
Pirinç
“Wall Jewels” serisi, tasarımcının gelenekselden beslenen geometrik desenleri çağdaş tasarıma taşıma yaklaşımının bir devamı. Cindoruk, mücevher tasarımlarındaki ifade biçimini 2014’te iç mekanlara yansıtmaya başladı. Lazer kesim ve el işçiliğinin birlikteliği ile üretilen parçaların her biri dantel desenlerini metal malzemeye büyük ölçeklerde dönüştüren ve iç mekanlara dinamik bir nüans getiren eşsiz birer obje.

 

Özlem Yalım - B1 El Yapımı Yorgan
205 x 205 cm
Tekstil
Siyah, gri ve beyazdan oluşan tamamen yeni bir renk aralığındaki kumaşlar ve farklı renklerdeki nakış iplerinin kullanıldığı bu yeni yorgan tasarımı geleceğe dair ve modern desenlerden oluşuyor. Geleneksel Türk yorganlarına göre daha dinamik bir tasarıma sahip olan yorgan, %100 doğal malzemeden el işçiliğiyle üretiliyor. B1 yorgan, Türkiye’deki geleneksel yorgancılık zanaatinin çağdaş bir yorumu.

Mevce Çıracı - Fire and Ice
7.5 x 8.5 x 14.5, 8.5 x 8.5 x 11 cm
Cam
Şamdanlar modüler bir tasarım yaklaşımıyla Çift 1 ve Çift 2 olmak üzere iki çiftten oluşuyor. Çiftler yalnız başına ya da diğer çiftler ile birlikte sonsuz kombinasyonlar yaratmak için kullanılabilir. Tasarım FIELDS’ın bilgisayarlı hesaplamayla oluşturulan desen temelli geometrilere odaklanan imza yöntemine örnek teşkil ediyor. Zanaatle üretilen camların dökümü için dijital olarak üretilmiş kalıplar kullanılıyor.

Melike Altınışık - SPIRA
300 x 120 cm
Cam, Çelik
SPIRA, tasarıma yenilikçi bir yaklaşımla geliştirilmiştir. İşlevi ile aynı dili konuşan akıcı ritme sahip tasarımı, strüktürü mekanlaştırırarak sürekli, akışkan ve dört boyutlu bir forma dönüştürüp farklı kullanıcılara aynı mekanda farklı deneyimler sunmayı hedefler. Kendisini oluşturan çoklu çizgisel elemanlar ile bunları destekleyen iki eğrisel elips arasında zarif bir dünya yaratır.

 

Sema Topaloğlu - The Old Lady
140 x Ø 26 cm
Cam, Mermer, Pirinç

 

Sergi 2 Aralık 2017 tarihine kadar ECNP Galeri'de izlenebilir.

 

 


Yazdan önceki son sergimizi açtık June 14 2017, 0 Comments

 

25 Mayıs'ta tekstil tasarımcısı Dilek Aksu'nun Hassas Denge adlı sergisini açtık.  Bu sergiyi 2016-2017'nin son sergisi olarak planlamıştık ve en baştan beri heyecanla Dilek''in sergi için dokuduğu işleri bekledik.

Dilek İzmir’in Birgi ilçesinde 1999 yılından beri geleneksel dokuma tekniğini bir adım öteye götürerek modern ve çağdaş yorumla kumaş üretiyor. Tasarımların yaratım sürecinin tamamında emeği var. Kozaları oluşturan kurtçukların üreticilere ulaştırılmasından, ipeğin üretimine, 

boyanmasından tasarımların dokunmasına kadar her şeye eli değiyor. 

Çözgüde tamamıyla ipek iplik kullanıp atkıda da ipek, keten ağırlıklı doğal elyaflı iplikleri tercih ediyor. Ürettiği bu kumaşları özel boyama ve bitirme teknikleri ile özgün hale getiriyor.

'Tezgahın çözgü kısmını tuval gibi kullandım. Bu sergiye özel olarak geliştirdiğim bir teknikle farklı malzemeleri bu yüzeylerle birleştirdim.'

Dilek Aksu, Hassas Denge’deki tasarımlarında ışık-gölge, kontrast-uyum, renk ve form kavramlarını ipek böceği kozaları üzerinden irdelemeye çalışıyor.

Doğadan aldığı ilham ile bazılarını anlık bazılarının ise zamana yayılmış dışa vurumlar olarak yorumlamaya çalışıyor. Çalışmalarını en iyi anlatan sözcüklerin 'Sadelik, renklerin uyumu ve dinginlik' olduğunu düşünüyor.  Biz de ona katılıyoruz..

İpek boyasıyla renklendirdiği sarı, mor, eflatun, pembe, sarı, rengarenk uçuşan ipek kozaları ve peyzaj hissi veren panoları sergiyi gezmeye gelenleri iyi hissettirip mutlu etti.

'Evrende her şey denge üzerine kurulu ve doğanın mükemmel bir düzeni var. Bu denge hayatı mümkün kılar, işlerime yansıttığım süslemecilikten uzak bir zarafet ve denge arayışı doğanın karmaşık şiirselliğinin benim gözümde alçak gönüllü bir bakışla yorumlanmasıdır.’

 


DAY Studio mobilyalarını ilk defa ECNP Galeri'de sergiliyor.. February 22 2017, 0 Comments

 

23 Şubat 2017'de açtığımız DAY Studio'nun 'Volumes and Voids' sergisi, stüdyonun kurucuları Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem'in ilk aksesuar ve mobilya koleksiyonu. İlk olarak limitli ürettikleri sehpa ve masa üzeri aksesuarlardan oluşan koleksiyon DAY Studio’nun İstanbul ve İstanbul’daki zanaat kültürüne yansımada bulundukları AVLU projesinin Pratik devamı niteliğinde.

 


'Avlu projesindeki çalışma prensibimiz gündelik pek çok yerde satılabilir bir koleksiyon yaratmaktı. Galerilerde bulunmasını hedeflememiştik ancak bu süreçte ECNP Galeri ile tanışmamız bize gündelik ürünlerin dışına çıkıp daha sofistike objeler yaratmak için bir platform oluşturdu. Biz de Avlu’da tasarladığımız bir koleksiyon olan, şehirden ve İstanbul’daki sokak satıcılarından, çarpıklıklardan ve şehrin dokusundan esinlenerek yarattığımız 'Esnaf Koleksiyonu'nun editionlarını yapmaya karar verdik. Yaptığımız çalışmalara malzeme ve boyut anlamında biraz daha deneysel bir yapı katarak bir galeri bağlamında yorumlama fırsatı bulmuş olduk.'


 

'Avlu projesinde tamamen İstanbul ve Türkiye’deki zanaat kültürü üzerine çalıştık bulgularımız üzerinden üretim haritası ve malzemelerimizi çıkarttık. Bu çıktıya göre ürünlerimizi çalıştık, ustalarla yakın olarak çalışıp gerçekten onların yeteneklerini yansıtan, Istanbul’da tasarlandığı kimliğine yansımış, ancak güncel objeler yarattık.'


 

'İTÜ’de tanıştık ve ECAL’de de yüksek lisansımızı birlikte yaptık. Yüksek lisans süresince güncel tasarım markaları ve ünlü tasarımcılarla birlikte çalışma fırsatımız oldu. Bu süreçte Türkiye’de ne yapabiliriz diye çok düşündük ve kendi kültürümüze uzaktan farklı bir bakış açısı yaratmış olduk. Tasarım maalesef ülkemize hala yabancı bir olgu özellikle Avlu markamız ile bilinen ikonları kullanmadan modern Türk tasarımı üzerine bir deneme yapmayı hedefledik.'

 

 

'Biz tasarımı kişisel olarak yeni şeyleri keşfetmeye yönelik bir araç gibi görüyoruz. Yeni bir projeye başlarken konu ile ilgili her türlü bilgiyi toplayıp özümseyip aralarından kendimize yol çizmemize yarayanları çıkarıp bir harita çiziyoruz öncelikle, form ve tasarım ile ilgili diğer süreçler bunu takip ediyor. Fiziksel olarak tasarım süreci başladığında ise objenin sadece gerekenleri kapsadığı kullanıcıyla saf bir nitelikte iletişime geçebilecek bir görünüm ve hissiyata sahip olmasına onem veriyoruz. Malzeme ve ürüne kattığımız hikayeyi kendi tarzımızda yorumlayıp ortaya bizim için konunun özü denebilecek işler koymaya çalışıyoruz.'



'Sürecimiz genellikle çizim-maket-üretici ziyaretleri ile geçiyor. Tasarıma başlamadan önce üretimi anlayıp neler yapabileceğimizi anlamayı tercih ediyoruz. Zamanımızın büyük çoğunluğunu ister bir metal işleyen fabrika olsun, ister küçük bir ahşap atölyesi, üretimin kabiliyetlerini ve çalışma prensiplerini anlamaya ayırıyoruz. Özellikle çalışmadığımız yeni bir malzemeyle çalışırken bu süreç daha da heyecanlı oluyor. Tasarım, bu birikim sonucunda, ihtiyacı da iyi belirledikten sonra çıkıyor.'


 

'Şu anda zanaat eksenli çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Bu alanda farklı tipolojilere de yöneldik, tekstil ile ilgileniyoruz. Daha çok Anadolu’da kullanılan teknikleri araştırıyoruz ve bunlardan yola çıkarak yeni projeler yaratmak istiyoruz.'
 
Sergi 18 Mart'a kadar gezilebilir.

Contemporary Istanbul'da yer aldık. November 21 2016, 0 Comments

Contemporary Istanbul 11. yılında sanat galerileri yanında tasarım galerilerinin de katılımına açıldı. Biz de geçtiğimiz iki yıl içinde sergilerini açtığımız tasarımcıların ağırlıkta olduğu bir grupla CI Design bölümüne katıldık.

 

Yılmaz Aysan'ın demir tellerden masa üstü heykelleri ve ilk defa ECNP Galeri'de sergilediği gümüş tellerden broşları,

Ömür Tokgöz'ün 2016, 8. Nassuische Sparkkase Seramik Yetenek Ödülü (The Vessel in Ceramic and Porcelain) Almanya ve yine 2016, Latviya Uluslararası Seramik Bienali, Mansiyon Ödülü kazanan porselen kaseleri,

... ve İpek Kotan'ın porselen çanakları, 

Gülnur Özdağlar'ın ileri dönüştürülmüş pet şişelerden ürettiği kaseleri 'tertiumnondata',

Selen Özus'un porselen duvar işleri 'The Closest',

ve Bilge Nur Saltık'ın el kesimi cam vazoları 'OP-vase' ile katıldık.

 Tasarımcılarımızın yanı sıra Ela ve Nazan'ın da mücevher ve mücevher dışı işlerini sergiledik.

Contemporary Istanbul'da bize heyecan veren ikinci bir proje ile de var olduk. Arçelik geri dönüşümü sanatla buluşturmayı amaçladığı ‘Cycles’ sergisini Contemporary İstanbul'da hayata geçirdi. Arçelik’in geri dönüşüm tesislerinden elde edilen malzemeleri fonksiyonel sanat eserleri ve koleksiyon objelerine dönüştürmeyi amaçlayan ‘Cycles’ sergisinde Ela ve Nazan da kendi tasarımları ile yer aldılar.

Yaşadığımız, giderek grileşen dünya için neşe ve umut veren, renkli, gülümseten aynı zamanda geri dönüşüm/tüketim farkındalığını sağlayacak işler yapmak amacıyla yola çıkan Ela ve Nazan, 'değer'in ne olduğunu sorgulatan mücevherler tasarladılar.


Büyülü Gerçeklik ile sergilerimize başladık November 21 2016, 0 Comments

 

Ülke ve dünya gündeminin çok yoğun, ama iş dünyasının göreceli sakin geçirdiği bir yazdan sonra sergilerimize 27 Ekim'deki Demirden Design'ın 'Büyülü Gerçeklik' enstalasyonu ile başladık. 

Ürün, mekan, mağaza, sergileme ve marka tasarımı ağırlıklı projeler yapan Demirden Design multidisipliner bir tasarım ofisi.


if gold tasarım ödülü de dahil 18 uluslararası tasarım ödülüne sahip olan Demirden Design işlerinde doğadan ilham alıyor. Yaratıcı, özgün ve yalın düşünsel kavramlar ile yeni deneyimler ve anlamlar yaşatmak için tasarlıyor, amaca uygun ve yenilikçi üretim teknolojilerini kullanıyor.



Sergilediğimiz ilio markası ürünlerinin mottosu 'the story with in' 'içindeki hikaye'.
Çok katmanlı hikayeleri ile ürünler ağırlıklı olarak masa üstü tasarım ürünlerinden oluşuyor.  Özel kurşunsuz camdan ve köklü bir gelenekten gelen ustalar ile el imalatı yöntemi ile tititzlikle üretiliyorlar.

Sergi bir enstalasyon ruhunda 'magical realism' 'büyülü gerçeklik' adı altıda bir doğa soyutlaması yapmaktadır. 

ilio ürünleri için tasarlanan bu enstalasyon aynı zamanda ilio ürünleri içindeki büyülü gerçekliğe gönderme yapıyor.
İf gold ödüllü ilio twig taburenin sazlık bir doğaya yaptığı gönderme tüm enstalasyonda bir göl ve sazlığa dönüşüyor ve tüm diğer ilio ürünleri birer canlı gibi bu doğal ortamda yerini buluyor.


Sezgin Akan'ın mücevher koleksiyonunu sergiliyoruz... June 29 2016, 0 Comments

 

Sezgin Akan, Ankaralı, mimar, öğretim görevlisi ve mücevher tasarımcısı.  Çeşitli yurtdışı seyahatlerde aldığı işler ve Türkiye'deki tasarımcıların mücevherlerinden aldıklarıyla beraber geniş bir 'yeni mücevher' koleksiyonu var.

Sezgin Akan'ın mücevher deneyimini kendi kaleminden aktaralım...

 

'Mücevhere hep ilgi duydum.

Üniversite yıllarında geleneksel gümüş işleme yöntemleriyle yapılan savatlı bilezikler, Midyat’tan telkari kemerler, Trabzon hasırı bilezikler ve antika madalyon ve takılar topluyordum. Yarı değerli taşlara da meraklıydım. İlk ateş kehribarını İstanbul’dan bir filatelistten, iki sıra lapisi Amerika’dan, yeşim taşlarımı Rusya’dan, süzme mercan kolyemi ise İtalya’dan eşe dosta getirttiğimi hatırlıyorum.

 

Geriye dönüp baktığımda üniversitede aldığım endüstriyel tasarım eğitiminin bu ilgiyi malzeme ve teknik odaklı hale getirdiğini görüyorum.

1990’lı yılların sonlarından başlayarak seyahat ettiğimiz şehirlerdeki mücevher galerilerinden, müze dükkanlarından ve fuarlardan tasarımcı mücevherleri toplamaya başladım. İlk parçalarımı 1996 yılında Londra Electrum ’dan almıştım - Reiko Wanibuchi hareketli alüminyum bir broş ile Kim Ellwood & Mike Abbott ‘bird’.

 

Devamı 1997’de MCA Şikago’dan aldığım Mardi Gras Balo elbise parçaları ve Zenith TV telleri gibi geri dönüşüm malzemeleri kullanılarak tasarlanıp evsizlere yaptırılan kertenkele ile geldi.

 

     

Parçalar biriktikçe ortak özelliklerinin çoğunlukla endüstriyel tasarımcılar tarafından gündelik/değersiz malzeme kullanılarak tasarlanmış olmaları olduğunu fark ettim. Beni farklı tasarımlarda görmeye alıştığımız malzeme ve tekniklerin mücevherde denenmesi ve bu yolla geleneksel mücevherdeki ‘değerli’ kavramının sorgulaması etkiliyordu. Değerli madenler ve taşlar yerine alışılmamış malzeme ve tekniklerle tasarlanan yeni mücevherde tasarım fikri, takanın kimliği/duruşu, taktığı ile verdiği mesaj ön plana geçiyordu.

 

    

Mücevher tasarımında demokratikleşme olarak da görülen yeni mücevher akımı 70’lerde başlayarak ve 80’de Orta Avrupa, İngiltere ve Amerika’da etkili olmuştu ama ülkemizde bilinmiyordu. Yeni mücevher kitapları okumaya, dergilerini ve sergilerini takip etmeye başladım. Asıl keyiflisi ben de mücevher tasarımı yapmaya başladım.

 

    

Uzun çalışmalar sonucunda geliştirdiğim cam boncuk kaplama tekniği ile tasarladığım ilk işleri ECNP Galeri’de 2004 yılında sergiledik.

Bu sergiyi Ankara Siyah-Beyaz’da açtığım sergi ve 2006 ORIGIN Londra fuar katılımı izledi.

 

Aynı dönemde mezun olduğum bölümde ‘yeni mücevher’ ve ‘dijital mücevher’ derslerini açtım. Yeni mücevher dersinde kağıt, keçe, reçine ve geri dönüşümlü malzemeler kullanarak yaparak tasarlama yöntemi ve el işçiliği ile çalışıyoruz. Dijital mücevher dersinde ise geleneksel el işliği yöntemleri ile dijital üretim yöntemlerini birleştirerek mücevherde yeni form ve dijital içerik katkısını araştırıyoruz. Ve tabii işlerimizi mücevher tasarımının en iyi değerlendirilme yolu olan sergilerle paylaşıyoruz. İstanbul Tasarım Haftası, İstanbul Tasarım Bienali ve ODTÜ EÜTB Mezuniyet Projeleri sergilerine katıldık / katılıyoruz.

 

Yeni mücevher dersinde çalışmaya başladığımız keçeyi öğrencilerle birlikte ben de keşfettim ve çok sevdim. Boyama aşamasından tüm şekil verme süreçlerine kadar keçeyi hem öğrendim hem de tasarımlarımda kullanmaya başladım.

Keçe ve boncuk işlerimden oluşan 2 farklı koleksiyonumu ORIGIN 2007’de Londra’da sergiledim. Keçe işlerim büyük ilgi gördü. Karma sergilere katıldım.

Bugün de mücevhere olan ilgim hem tasarlayarak, hem eğitimine katkı vererek hem de biriktirerek devam ediyor. 500’ün üzerinde endüstriyel tasarım ve mimarlık öğrencisi derslerimi almış. Aralarından mücevher tasarımı yapanları sevinerek izliyorum. Bu sergi için çalışmaya başlayınca 70 farklı tasarımcının 100 yaklaşan sayıda işini biriktirmiş olduğumu fark ettim. Topladığım her bir parçanın ayrı bir anısı var ve asıl ‘değerli’nin onlar olduğunu hissediyorum. Belki de biriktirdiklerime koleksiyon yerine 1996’da Bugüne Yeni Mücevher Deneyimi demek daha doğru olacak.'

Sezgin Akan Koleksiyonu - 1996'dan Bugüne Yeni Mücevher Deneyimi sergisini 16 Haziran - 30 Temmuz 2016 tarihleri arasında ECNP Galeri'de gezebilirsiniz.


Kilims by Alev Ebüzziya April 05 2016, 1 Comment

 

 

ECNP Galeri will exhibit the kilims of Alev Ebüzziya, a prominent ceramic artist who designed “simple, ‘non-designer’, diligent kilims for everyone…”.

 

“Two years ago, I went to dhoku’s store at the Grand Bazaar to find a kilim. I asked them if they would weave a tailor-made kilim for me and they said yes. I asked for a pencil, a piece of paper, a ruler and color samples, sat down on the floor and designed the kilim I wanted while drinking tea! What a special treat it was!!! 

When they asked me if I would be interested in designing other kilims, I said I’d love to.

 

dhoku is a motivated and open-minded company which has been creating successful works in its workshop for years. I went back to Paris and spent my whole time designing kilims. My wish was to see the production of non-designer, simple and affordable kilims that can be used anywhere. Easier said than done! I do hope that I reached my aim!”

 

Alev Ebüzziya’s kilims combine design with a traditional production process, use organic, pure and the most natural wools colored with plant dyes except some special hues. The exhibition will open at ECNP Gallery at 18:00 on 7 April 2016.

Alev Ebüzziya 

(with the permission of Galeri Nev Istanbul)

Alev Ebüzziya Siesbye was born in 1938. From 1955 to 1958 she studied sculpture at the Istanbul Academy of Fine Arts. She spent two years as a production worker in the ceramic factories at Höhr-Grenzhausen. In 1963 she moved to Copenhagen, where she worked first for the Royal Danish Porcelaine Factories and since 1969 has her own private workshop. She has designed for both Rosenthal and Royal Copenhagen. 

The work of Ebüzziya reaffirms the essential need for the memory. Not the immediate memory that keeps us functioning conveniently from day to day, but above all the atavistic, remote memory; growing slowly by sedimentation, the memory both of techniques and of feelings and ideas that ensure the permanence of mankind as eternal creator, the most perfect approximation to any concept of God, universal.

In the year of 2002, she has a retrospective exhibition at the Danish Museum of Decorative Art in Copenhagen followed by an other retrospective at Turkish and Islamic Arts Museum in Istanbul.

Her works are included in the collections of Museum of decorative Arts, Copenhagen; Museum Boymans van Beuningen, Rotterdam; City Museum, Helsingborg; National Museum, Stockholm; Museum of Decorative Arts, Cologne; Victoria & Albert Museum, London; Kunst Museum, Aarhus; Palmer Museum of Art, Pennsylvania State University, Pennsylvania; Museum of Decorative Arts, Ghent; Hetjens Museum, Düsseldorf; Museum of Decorative Arts, Hamburg; Kestner Museum Hannover; L.O. Skolen, Helsingör; Danish State Art Foundation, Copenhagen; Museé Bellerive, Zürich; Museum Het Kruithuis, Hertogenbosch; Nordenfjeldske Kunstindustrimuseet, Trondheim; Württembergisches Landesmuseum, Stuttgart; Kunstmuseet Trapholt, Kolding; Vestlandisk Kunstindustri Museet, Bergen; Coburg Museum, Coburg; Los Angeles County Museum of Art, Los Angeles; F.N.A.C. for Museé des Arts Décoratifs, Paris; Schleswig-Holsteinisches Landesmuseum, Oslo; Kunst Industri Museum, Oslo; Princessehof Museum, Leuwarden; Cooper-Hewitt Museum, New York; Royal Scottish Museum, Edinburg; Ulster Museum, Belfast and State Museum of Painting and Sculpture, Ankara.

Since 1987 she lives and works in Paris.

dhoku

With three generations of Turkish rug experience in his family, Memet Gureli started his own rug company in 1989. After years of success, Memet recognized the new trends in home furnishings and designs and wanted to move his company toward contemporary rug production. In 2002, a new product line was launched called EthniCon Vintage, beautifully blending antique, ethnic Turkish kilims into one-of-a-kind contemporary pieces. A new shop was opened in the Grand Bazaar featuring these new product lines. In 2007, a new brand called “dhoku”, which means “texture” in Turkish, was launched. The dhoku brand now includes seven product lines of stunning new contemporary rug styles, which are hand woven on looms in Anatolia or created by selecting amazing antique rugs and bringing them back to life.


We are proud to present Burcu and Selen... February 19 2016, 0 Comments

  

Burcu Büyükünal and Selen Özus are two jewelry designer-makers who are following our footsteps. Burcu, an ex-student of ours, worked with in our studio from 2003 to 2009; Selen on the other hand has spent time in the same studio as an intern.  Since 2011 they have their own studio, Maden Contemporary Jewellery Studio, where they teach and pursue their creative careers.

'Side by Side' is two solo but parallel shows, where we will exhibit their wall pieces as well as their new jewelry.

The Closest - Selen Özus

'My autoportrait works entitled “The closest” are the products of an interpretive process of visualizing myself which resulted in conflicts and clashes. The period started with shut-eye drawings: My white on white faces that only reveal themselves with a closer look, are chosen to define myself. Porcelain works emerged as the variable reflections of transparent and delicate materials gone with the flow.'

'It all starts with the valuable beauties and ugliness that surround us: People, being human, lights, spaces, relations, memories, nature and details. The sensations created by everybody and everything awaken a desire to produce. In fact, all shapens up while paying gently attention to the details. From then on my sole aim is to retreat to my secured world and to concretize what I see with my feelings… to reflect the combination of brain and heart.'

'While producing, drawings become objects, objects become art jewellery. Once my strong feelings balanced, the rest passes to the piece.'

Let it... - Burcu Büyükünal

'Let it… is a work that began to appear in my mind when I lost myself in the details of Abel Mort sculpture by Emile Feugère des Fort in Musée d’Orsay. It emerges from these details and changes its direction under the influence of the natural and obligatory course of life. It is fiction but it is real.'

'Let it exist, let it cease, let it come, let it go, let it stay, let it appear, let it conceal, let it decay, let it split, let it (them) gather, let it unite, let it be remembered, let it be forgotten, let it out, let it in, let it get lost, let it be found, let it become ugly, let it turn beautiful…'

'Among my works, there are designed products along with functional and nonfunctional, artistic and arbitrary pieces that I cannot classify. Contemporary jewellery, which is my main field, comes and goes between these two related disciplines, stands closer to one of them time to time. I sometimes focus on a technique, a material or a visual data around me and create links among them while revealing my own point of view. I crave to ask uncommon questions and find alternative answers to them. Even though I enjoy sticking to my habits in the process of creation, I find these shifts nourishing and exciting. I believe creating and making is a childlike addiction. That’s why my studio is my living room.'

The exhibition will run 3 - 26 March 2016, everyday except Sundays.