News

'Precious Paper' kitabının lansmanı bugün yapılıyor. March 26 2018, 0 Comments

 

Ela çok özel bir proje için seçilen tasarımcılar arasında olduğunu 2017 yılı başında gelen bir mesajla öğrendi. 

Kağıdın değerini vurgulayan, israfına dikkat çeken ve geri dönüştürülmesini destekleyen bir kitap ve bu kitapta yer alacak, katılan 20 tasarımcının üreteceği kağıt mücevherlerden oluşan bir koleksiyon projesi. Tasarımların bir araya toplanmasının ardından tüm mücevherler yüzde 100 geri dönüştürülmüş kağıttan üretildi ve bitkisel boya ile renklendirilen kağıtlara basıldı. Geçen sene, Nisan 2107'de, Salone del Mobile Milan sırasında da Ponte Rosso Galeri'de kağıt mücevherlerin ön gösterim sergisi yapıldı ve izleyicilerden büyük ilgi gördü.

Sanatseverler kadar çevrecilerin de dikkatini çeken projenin iki önemli teşvikçisi var. İlki İtalyan Ulusal Selüloz Bazlı Paketleme Malzemeleri Geri Kazanım Konsorsiyumu COMIECO. İkincisi ve sanat dünyasının daha aşina olduğu isim ise yaklaşık 100 yıllık geçmişi ile dünyanın en prestijli sanat kitaplarını basan Skira Yayınevi.

Projeyi bir araya getiren kişi ise yine kendi alanında çok bir yeri olan mücevher tarihçisi, kritiği, öğretim görevlisi Bianca Cappello. Cappello aynı zamanda Carta Preziosa - Il Design Del Gioiello di Carta adıyla İtalyanca ve Precious Paper - Paper Jewellery Design adıyla İngilizce olarak basılan kitabın da yazarı.

Photo Michele Zanin

Kağıt mücevherin tarihi ve çok farklı kağıt yapım tekniklerinin anlatıldığı kitapta sergide yer alan kağıt mücevherler perfore basılmış olarak yer alıyor. Kitabı alarak bir anlamda bu serginin koleksiyoneri olacak kişiler, kitabı bu haliyle saklayabilir ya da kitaptaki talimatları takip ederek istedikleri kağıt mücevherleri birleştirip/yapıp takabilirler.

Bugün, 26 Mart 2018 tarihinde Milano'daki Sala Napoleonica, Brera Academy of Fine Arts'ta yapılan lansman ile tanıtılan kitabı Skira yayınevinin web sitesinden sipariş etmek de mümkün.

http://www.skira.net/books/carta-prezios


'Jewelry Links' Türk Çağdaş Mücevher Kolektifi'nin ilk sergisi açılıyor. March 07 2018, 0 Comments

 

Türk Çağdaş Mücevher Kolektifi olarak ilk sergimizi yarın Almanya'da açıyoruz.


Geçtiğimiz aylarda 13 Türk çağdaş mücevher tasarımcısı olarak bir araya geldik ve Türk Çağdaş Mücevher Kolektifi 'Jewelry Links'i hayata geçirdik.


Yarın açılacak ilk sergimiz, hepimizin tek tek kendine özgün ifadesiyle yarattığı mücevher parçalarını bir araya getiriyor. Ela 2015 yılında açtığı Yaz ve 2017 yılında açtığı Kozmik Disko sergisinden Karalama koleksiyonlarından eski ve yeni işleri ile sergiye katılıyor. Nazan ise 2016 yılında açtığı Denemeler sergisi ve daha önceki mineli işlerinin yanı sıra sergi için tasarladığı yeni mücevherleri sergileyecek.


İlk sergi 8 Mart’ta, Schwabisch Gmünd Stuttgart’ta Labor im Chor isimli galeride. Sergi 26 - 29 Nisan tarihlerinde Valensiya’da düzenlenecek Melting Point isimli uluslararası çağdaş mücevher günlerinde yer alacak. Sergiyi Sonbahar 2018'de ECNP Galeri'de biz ağırlayacağız.
 
Tasarımcılar: Şenay Akın, Hakan Aktuğ, Nevin Arığ, Burcu Büyükünal, Ela Cindoruk, Gözde Erdoğan, Gülnur Özdağlar, Selen Özus, Nazan Pak, Burcu Sülek, Leyla Taranto, Aişegul Telli, Snem Yıldırım

Yolu düşen bütün dostlarımızı 8 Mart - 8 Nisan tarihleri arasında sergiyi gezmeye davet ediyoruz.


Collectible Design sergisinin açılışını yaptık. November 10 2017, 0 Comments

 

Tasarım objeleri günlük hayatımıza yeni malzeme, şekil ve teknikleri getirdiği için oldukça önemli. Yatırım aracı olarak düşünüldüğünde ise, bu tasarım objelerinin yaratıcılığı, özgünlüğü, nadir bulunmaları ve tarihsel değerleri, el işçiliğinin kalitesi ile birlikte kilit unsurlar olarak öne çıkıyor.

Seramik, mermer ve bronz gibi Türkiye’de çokça bulunan malzemeler tasarım objeleri için oldukça önemli. Fakat tasarım objeleri ile ilgilenebilmek için insanların Türkiye’de olmayan, tasarımın önemine ilişkin kültürel ve tarihsel farkındalığa sahip olmaları gerekiyor. İşte bu yüzden, Türkiye’nin ilk “Collectible Design” sergisini oluşturduk. 

Türkiye'de kadın tasarımcılar yakın zamanlarda ön plana çıkabildi. Kendi markalarının ve objelerin tasarımıyla birlikte, üretimi ve satışı da kendileri yaptıkları için bu imkanları kendileri yarattılar. Sema Topaloğlu, Nilüfer Kozikoğlu, Özlem Yalım ve Ela Cindoruk gibi bu önemli gelişmelerin önde gelen isimlerinin “collectible” olarak nitelendirebileceğimiz objelerini bu sergide sunuyoruz. Bazen kendi elleriyle zanaat üretimi içinde bulanan tasarımcılar büyük uğraşlarla aynı zamanda bu objelerin tanıtım ve satışını da üstlendiler.

Ayrıca onlardan sonra, gelen yeni nesil tasarımcıları Türkiye’de tasarım ve üretim dinamiklerine farklı bir yaklaşım getirdikleri için sergiliyoruz. Melike Altınışık, Gözde Kavalcı Eren, Mevce Çıracı ve Buket Hoşcan Bazman çalıştıkları tasarım ofisleri içinde teknik ve tasarımı birleştirerek zanaat ve dijital fabrikasyonu kullanarak yeni nesil tasarım objelerinin üretim süreçlerini üstlendiler. Sergide bir önceki nesilde zanaate verilen önemi bu tasarımcıların objelerinde de görebiliyoruz. 20 – 30 yıl sonra her iki neslin tasarımları içerisinde bulunduğumuz dönem ve kültürün özelliklerini yansıtan değerli parçalar olarak nitelendirilecek.

Buket Hoşcan Bazman -DROP masa
Ø 120 x 37 cm
Mermer, Lake masif ahşap
Geleneksel tasarım anlayışına karşı, modernist ve yalın çizgileriyle belirgin bir sadelik sunar. Elde oyulmuş mermer disk, tasarıma doğanın desenlerini ekleyen ana görsel öğeyi oluşturur. Boşluk bölgeleri küçük ev aksesuarlarını organize etmeye yardımcı olurken, altındaki gizli tekerlekler hareket kolaylığı sağlar.

 

Gözde Kavalcı Eren - Hanging Marble Masa

98 x 60 x 82 cm
AkdoLAM mermer-fiberglas laminat, Metal profil
AKDO için bir Ar-Ge sürecinin parçası olarak tasarlanan masa, katmanlı ancak ince bir malzeme olan mermer laminatın kullanılmasıyla geliştirildi. Mermerin fiberglas ile birlikte ince bir yüzey olarak kullanılabilmesi, kütlesel ve katı özellikteki malzemenin akışkan formda, yumuşak bir şekilde dökülürcesine kıvrılmasını mümkün kıldı. Üzerindeki ince katmanı montaj gerektirmeden taşıması için, ayaklar bükülerek biçimlendirildi.

Ela Cindoruk - Moily Blues / Wall Jewels
Ø 60 cm
Pirinç
“Wall Jewels” serisi, tasarımcının gelenekselden beslenen geometrik desenleri çağdaş tasarıma taşıma yaklaşımının bir devamı. Cindoruk, mücevher tasarımlarındaki ifade biçimini 2014’te iç mekanlara yansıtmaya başladı. Lazer kesim ve el işçiliğinin birlikteliği ile üretilen parçaların her biri dantel desenlerini metal malzemeye büyük ölçeklerde dönüştüren ve iç mekanlara dinamik bir nüans getiren eşsiz birer obje.

 

Özlem Yalım - B1 El Yapımı Yorgan
205 x 205 cm
Tekstil
Siyah, gri ve beyazdan oluşan tamamen yeni bir renk aralığındaki kumaşlar ve farklı renklerdeki nakış iplerinin kullanıldığı bu yeni yorgan tasarımı geleceğe dair ve modern desenlerden oluşuyor. Geleneksel Türk yorganlarına göre daha dinamik bir tasarıma sahip olan yorgan, %100 doğal malzemeden el işçiliğiyle üretiliyor. B1 yorgan, Türkiye’deki geleneksel yorgancılık zanaatinin çağdaş bir yorumu.

Mevce Çıracı - Fire and Ice
7.5 x 8.5 x 14.5, 8.5 x 8.5 x 11 cm
Cam
Şamdanlar modüler bir tasarım yaklaşımıyla Çift 1 ve Çift 2 olmak üzere iki çiftten oluşuyor. Çiftler yalnız başına ya da diğer çiftler ile birlikte sonsuz kombinasyonlar yaratmak için kullanılabilir. Tasarım FIELDS’ın bilgisayarlı hesaplamayla oluşturulan desen temelli geometrilere odaklanan imza yöntemine örnek teşkil ediyor. Zanaatle üretilen camların dökümü için dijital olarak üretilmiş kalıplar kullanılıyor.

Melike Altınışık - SPIRA
300 x 120 cm
Cam, Çelik
SPIRA, tasarıma yenilikçi bir yaklaşımla geliştirilmiştir. İşlevi ile aynı dili konuşan akıcı ritme sahip tasarımı, strüktürü mekanlaştırırarak sürekli, akışkan ve dört boyutlu bir forma dönüştürüp farklı kullanıcılara aynı mekanda farklı deneyimler sunmayı hedefler. Kendisini oluşturan çoklu çizgisel elemanlar ile bunları destekleyen iki eğrisel elips arasında zarif bir dünya yaratır.

 

Sema Topaloğlu - The Old Lady
140 x Ø 26 cm
Cam, Mermer, Pirinç

 

Sergi 2 Aralık 2017 tarihine kadar ECNP Galeri'de izlenebilir.

 

 


Brüksel'deki karma sergimize bekliyoruz. August 08 2017, 0 Comments

 

Belçikalı ve Türk 15 tasarımcı bir araya gelerek dayanışma ve paylaşmanın gücünü yaşayacağız. 7 Eylül - 2 Aralık 2017 tarihleri arasında Brüksel'deki ICKX çağdaş mücevher galerisinde sergilenecek işlerimizde tasarımcılar olarak bir yandan özgürlük ve uyum arayışımız sürerken, diğer yandan kendimizi serbestçe ifade edeceğiz.

Çağdaş Mücevher:
Senay Akin (Türkiye)
Nevin Arig (Belçika-Türkiye)
Isabelle Bianchi Marchesseau (Belçika)
Burcu Buyukunal (Türkiye)
Ela Cindoruk (Türkiye)
Ann Cox (Belçika)
Sophie Heymans (Belçika)
Audrey Ickx (Belçika)
Christine Keyeux-Schnöller (Belçika)
Nazan Pak (Türkiye)
Alain Roggeman (Belçika)
Burcu Sulek(Türkiye)
Aisegul Telli (Türkiye)
Ubustine (Belçika)
Snem Yildirim (Türkiye)

Objeler:
Elisabeth Baeza (Belçika)
Eloïse Maes (Belçika)
Audrey Werthle (Belçika)

 

Contrepoints - ICKX Jewelry

Avenue Georges Henri 435, 1200 Brüksel, Belçika 

7 Eylül - 2 Aralık 2017


Yazdan önceki son sergimizi açtık June 14 2017, 0 Comments

 

25 Mayıs'ta tekstil tasarımcısı Dilek Aksu'nun Hassas Denge adlı sergisini açtık.  Bu sergiyi 2016-2017'nin son sergisi olarak planlamıştık ve en baştan beri heyecanla Dilek''in sergi için dokuduğu işleri bekledik.

Dilek İzmir’in Birgi ilçesinde 1999 yılından beri geleneksel dokuma tekniğini bir adım öteye götürerek modern ve çağdaş yorumla kumaş üretiyor. Tasarımların yaratım sürecinin tamamında emeği var. Kozaları oluşturan kurtçukların üreticilere ulaştırılmasından, ipeğin üretimine, 

boyanmasından tasarımların dokunmasına kadar her şeye eli değiyor. 

Çözgüde tamamıyla ipek iplik kullanıp atkıda da ipek, keten ağırlıklı doğal elyaflı iplikleri tercih ediyor. Ürettiği bu kumaşları özel boyama ve bitirme teknikleri ile özgün hale getiriyor.

'Tezgahın çözgü kısmını tuval gibi kullandım. Bu sergiye özel olarak geliştirdiğim bir teknikle farklı malzemeleri bu yüzeylerle birleştirdim.'

Dilek Aksu, Hassas Denge’deki tasarımlarında ışık-gölge, kontrast-uyum, renk ve form kavramlarını ipek böceği kozaları üzerinden irdelemeye çalışıyor.

Doğadan aldığı ilham ile bazılarını anlık bazılarının ise zamana yayılmış dışa vurumlar olarak yorumlamaya çalışıyor. Çalışmalarını en iyi anlatan sözcüklerin 'Sadelik, renklerin uyumu ve dinginlik' olduğunu düşünüyor.  Biz de ona katılıyoruz..

İpek boyasıyla renklendirdiği sarı, mor, eflatun, pembe, sarı, rengarenk uçuşan ipek kozaları ve peyzaj hissi veren panoları sergiyi gezmeye gelenleri iyi hissettirip mutlu etti.

'Evrende her şey denge üzerine kurulu ve doğanın mükemmel bir düzeni var. Bu denge hayatı mümkün kılar, işlerime yansıttığım süslemecilikten uzak bir zarafet ve denge arayışı doğanın karmaşık şiirselliğinin benim gözümde alçak gönüllü bir bakışla yorumlanmasıdır.’

 


DAY Studio mobilyalarını ilk defa ECNP Galeri'de sergiliyor.. February 22 2017, 0 Comments

 

23 Şubat 2017'de açtığımız DAY Studio'nun 'Volumes and Voids' sergisi, stüdyonun kurucuları Doğanberk Demir ve Yeşim Eröktem'in ilk aksesuar ve mobilya koleksiyonu. İlk olarak limitli ürettikleri sehpa ve masa üzeri aksesuarlardan oluşan koleksiyon DAY Studio’nun İstanbul ve İstanbul’daki zanaat kültürüne yansımada bulundukları AVLU projesinin Pratik devamı niteliğinde.

 


'Avlu projesindeki çalışma prensibimiz gündelik pek çok yerde satılabilir bir koleksiyon yaratmaktı. Galerilerde bulunmasını hedeflememiştik ancak bu süreçte ECNP Galeri ile tanışmamız bize gündelik ürünlerin dışına çıkıp daha sofistike objeler yaratmak için bir platform oluşturdu. Biz de Avlu’da tasarladığımız bir koleksiyon olan, şehirden ve İstanbul’daki sokak satıcılarından, çarpıklıklardan ve şehrin dokusundan esinlenerek yarattığımız 'Esnaf Koleksiyonu'nun editionlarını yapmaya karar verdik. Yaptığımız çalışmalara malzeme ve boyut anlamında biraz daha deneysel bir yapı katarak bir galeri bağlamında yorumlama fırsatı bulmuş olduk.'


 

'Avlu projesinde tamamen İstanbul ve Türkiye’deki zanaat kültürü üzerine çalıştık bulgularımız üzerinden üretim haritası ve malzemelerimizi çıkarttık. Bu çıktıya göre ürünlerimizi çalıştık, ustalarla yakın olarak çalışıp gerçekten onların yeteneklerini yansıtan, Istanbul’da tasarlandığı kimliğine yansımış, ancak güncel objeler yarattık.'


 

'İTÜ’de tanıştık ve ECAL’de de yüksek lisansımızı birlikte yaptık. Yüksek lisans süresince güncel tasarım markaları ve ünlü tasarımcılarla birlikte çalışma fırsatımız oldu. Bu süreçte Türkiye’de ne yapabiliriz diye çok düşündük ve kendi kültürümüze uzaktan farklı bir bakış açısı yaratmış olduk. Tasarım maalesef ülkemize hala yabancı bir olgu özellikle Avlu markamız ile bilinen ikonları kullanmadan modern Türk tasarımı üzerine bir deneme yapmayı hedefledik.'

 

 

'Biz tasarımı kişisel olarak yeni şeyleri keşfetmeye yönelik bir araç gibi görüyoruz. Yeni bir projeye başlarken konu ile ilgili her türlü bilgiyi toplayıp özümseyip aralarından kendimize yol çizmemize yarayanları çıkarıp bir harita çiziyoruz öncelikle, form ve tasarım ile ilgili diğer süreçler bunu takip ediyor. Fiziksel olarak tasarım süreci başladığında ise objenin sadece gerekenleri kapsadığı kullanıcıyla saf bir nitelikte iletişime geçebilecek bir görünüm ve hissiyata sahip olmasına onem veriyoruz. Malzeme ve ürüne kattığımız hikayeyi kendi tarzımızda yorumlayıp ortaya bizim için konunun özü denebilecek işler koymaya çalışıyoruz.'



'Sürecimiz genellikle çizim-maket-üretici ziyaretleri ile geçiyor. Tasarıma başlamadan önce üretimi anlayıp neler yapabileceğimizi anlamayı tercih ediyoruz. Zamanımızın büyük çoğunluğunu ister bir metal işleyen fabrika olsun, ister küçük bir ahşap atölyesi, üretimin kabiliyetlerini ve çalışma prensiplerini anlamaya ayırıyoruz. Özellikle çalışmadığımız yeni bir malzemeyle çalışırken bu süreç daha da heyecanlı oluyor. Tasarım, bu birikim sonucunda, ihtiyacı da iyi belirledikten sonra çıkıyor.'


 

'Şu anda zanaat eksenli çalışmalarımıza devam etmek istiyoruz. Bu alanda farklı tipolojilere de yöneldik, tekstil ile ilgileniyoruz. Daha çok Anadolu’da kullanılan teknikleri araştırıyoruz ve bunlardan yola çıkarak yeni projeler yaratmak istiyoruz.'
 
Sergi 18 Mart'a kadar gezilebilir.

We are proud to present Burcu and Selen... February 19 2016, 0 Comments

  

Burcu Büyükünal and Selen Özus are two jewelry designer-makers who are following our footsteps. Burcu, an ex-student of ours, worked with in our studio from 2003 to 2009; Selen on the other hand has spent time in the same studio as an intern.  Since 2011 they have their own studio, Maden Contemporary Jewellery Studio, where they teach and pursue their creative careers.

'Side by Side' is two solo but parallel shows, where we will exhibit their wall pieces as well as their new jewelry.

The Closest - Selen Özus

'My autoportrait works entitled “The closest” are the products of an interpretive process of visualizing myself which resulted in conflicts and clashes. The period started with shut-eye drawings: My white on white faces that only reveal themselves with a closer look, are chosen to define myself. Porcelain works emerged as the variable reflections of transparent and delicate materials gone with the flow.'

'It all starts with the valuable beauties and ugliness that surround us: People, being human, lights, spaces, relations, memories, nature and details. The sensations created by everybody and everything awaken a desire to produce. In fact, all shapens up while paying gently attention to the details. From then on my sole aim is to retreat to my secured world and to concretize what I see with my feelings… to reflect the combination of brain and heart.'

'While producing, drawings become objects, objects become art jewellery. Once my strong feelings balanced, the rest passes to the piece.'

Let it... - Burcu Büyükünal

'Let it… is a work that began to appear in my mind when I lost myself in the details of Abel Mort sculpture by Emile Feugère des Fort in Musée d’Orsay. It emerges from these details and changes its direction under the influence of the natural and obligatory course of life. It is fiction but it is real.'

'Let it exist, let it cease, let it come, let it go, let it stay, let it appear, let it conceal, let it decay, let it split, let it (them) gather, let it unite, let it be remembered, let it be forgotten, let it out, let it in, let it get lost, let it be found, let it become ugly, let it turn beautiful…'

'Among my works, there are designed products along with functional and nonfunctional, artistic and arbitrary pieces that I cannot classify. Contemporary jewellery, which is my main field, comes and goes between these two related disciplines, stands closer to one of them time to time. I sometimes focus on a technique, a material or a visual data around me and create links among them while revealing my own point of view. I crave to ask uncommon questions and find alternative answers to them. Even though I enjoy sticking to my habits in the process of creation, I find these shifts nourishing and exciting. I believe creating and making is a childlike addiction. That’s why my studio is my living room.'

The exhibition will run 3 - 26 March 2016, everyday except Sundays.